ANILARINA SAYGIYLAMÜCADELE TARİHİMÜHENDİSLER-MİMARLARTMMOB Mücadele Tarihi

Elektrik Mühendisi MÜNİR ZEKAİ TANYELOĞLU ile Söyleşi, Eylül 2003_ söyleşen: MUSTAFA ATMACA

MÜNİR ZEKAİ TANYELOĞLU ile SÖYLEŞİ,

Eylül 2003

MUSTAFA ATMACA

—–&—–

MUSTAFA ATMACA- TMMOB’nin kayıtlarında Nisan 1960’la Nisan 1961 arasında TMMOB yönetim kurulu üyeliği yapmışsınız doğru mudur?

MÜNİR TANYELOĞLU- Evet, doğru

MUSTAFA ATMACA- TMMOB’nin kuruluş yıllarının öncesini ve kuruluşunu anlatabilir misiniz?

MÜNİR TANYELOĞLU- Bu iş 54’te oldu. 54’ten evvel bu işle bilhassa inşaat mühendisleri, elektrik mühendisleri, makine mühendisleri bir araya gelip uğraşıyorlardı. 53’ten evvel dernek bazında bir teşkilatlanmaya gitmek istediler. 53’te Bayındırlık Bakanlığı da yapan Samsun Milletvekili bir ağabeyimiz vardı, Teyfik İleri inşaat mühendisi, Mülkiyeden mezun, yüksek mühendis, Onun öncülüğünde Meclisten o zaman bu kanun çıkartıldı ve evvela odalar kuruldu, odaların temsilcilerinden de Türkiye Mimar ve Mühendis Odaları Birliği kuruldu ve bu şekilde teşkilatlanmaya gidildi. Yani evvela odalar oluşturuldu, ondan sonra onların seçilen temsilcileri Birliği kurdular, böylece Türk Mimar ve Mühendis Odaları Birliği kurulmuş oldu. Meclisten geçirilmesinde öncülük eden kişi o dur.

MUSTAFA ATMACA- TMMOB’nin 60 ihtilali sonrasında devletle ilişkileri nasıldı?

 MÜNİR TANYELOĞLU- 60 Nisan’ında seçildim, mayısta ihtilal oldu, ihtilalden sonra bizim başkanımız olan kişi Bayındırlık Bakanı oldu. Kendisi Ereğli Demir-Çelikte uzun yıllar mesai sarf etmiştir, Bayındırlık Bakanlığında müsteşarlık yapmıştı. İhtilalde Bayındırlık Bakanı oldu. Yani bizden ayrılığı, biraz devam etti, sonra ayrıldı, ilişiğini kesti. O zaman Milli Birlik Hükümetiyle olan ilişkilerimizi bir nevi bizim eski Birlik Başkanı kuruyordu İlişkilerimiz iyi oldu ve odalar adına, Birlik adına istediğimiz bazı hususları hükümet yerine getirmiştir. Fakat biliyorsunuz o tarihte Birlik gibi kuruluşların siyasi hayatta fazlaca bir yeri yoktu, bugünkü durumda değillerdi. Bugün biliyorsunuz odalar ve benzeri kuruluşlar bir nevi üçüncü sektör gibi bayağı etkili oluyorlar, o tarihte o kadar etkili değildik maalesef. Daha ziyade kendi meslektaşlarımızın özlük hakları ve mesleki sorunlarını ortaya getiriyor, onlara çareler istiyorduk.

MUSTAFA ATMACA- TMMOB hükümetlerin o dönemdeki teknik politikalarına veya büyük projelerine yönelik fikirler üretmiyor muydu?

 MÜNİR TANYELOĞLU- Birlik olarak değil, odaların bazıları bu tür çalışmalar yaptılar. Mesela ilk büyük baraj olan Keban Barajına bizim Odamız EMO karşı çıkmıştı. Seydişehir Termik Santrali varken, “niye böyle büyük bir yatırıma gidiliyor” diye karşı çıkmışlardı, fakat her ikisinin de yapılmasını hükümet uygun gördü ve o şekilde de yola devam edildi. Odaların bazı teşebbüsleri vardı. Ama dediğim gibi, Birlik daha ziyade bütün mühendislerin ve mimarların özlük hakları ve sorunlarıyla uğraşıyordu; Kamunun yaptığı hizmetlerle ilgili görüş bildirmede daha ziyade odalar öne çıkıyordu.

MUSTAFA ATAMCA EMO’’da hangi görevlerde bulundunuz?

MÜNİR TANYELOĞLU- 1954-55’te yönetim kurulu üyeliği. Ondan sonra da Başkanlığını yaptım, 66-67’de. Kuruluş çalışmalarında da bulundum; fakat faal görev almadım. Çünkü o sıralarda dışarıda bulunmam nedeniyle katılmam mümkün olmadı. Yurtdışında yine bir hizmetle gitmiştik. Çatalağzı, Tunçbilek ve Soma Santrallerinin kurulması için, dışarıda firmalarla temas etmek için 2,5 ay süren bir gezimiz olmuştu İngiltere, Almanya’ya. O sırada bu kuruluş oldu.

MUSTAFA ATMACA- Kuruluştan sonraki yıllarda TMMOB’nin odalarla ilişkileri nasıl gelişti?

 MÜNİR TANYELOĞLU-Sorun yoktu, tam tersine, Birlik daha kuvvetliydi. Hem odalarca, hem de siyasi organlarca sözü dinleniyordu. Dediğim gibi, odalar kendi mesleki alanlarında görüşlerini bildiriyorlar, faaliyet gösteriyorlardı.

MUSTAFA ATMACA- Barem Kanunuyla 4/10195 sayılı Yevmiyeli Teknik Personel Kararnamesi hangi şartlardan ortaya çıktı?

MÜNİR TANYELOĞLU- Türkiye’de 1950’lerin başlarına Barem Kanunu vardı, bir de D cetveli vardı. Barem Kanununda olanlar tamamen bir cetvele uygun olarak başlarlar. Yüksek mühendis, 6 senelik tahsil yapanlar, 35 asli maaşla -onun karşılığı 250 liraydı bizim zamanımızda- fakat esas fark 35’tir, barem 35; 4 senelikler 25, 5 senelikler 30 diye de barem gidiyordu. Ondan sonra da 2-3 senede bir terfi var, 5’er 5’er. Barem bu günkü personel yasasının karşılığı idi. 1950’de Demokrat Parti iktidara geldikten sonra yatırımlar birdenbire hızlandı, bilhassa altyapı yatırımları. Barajlar, santraller, elektrifikasyon, karayolları vesaire hepsi birden bu şekilde büyük bir patlamayla genişleyince, arz-talep meselesi ortaya çıktı, mühendis bulunamaz oldu, bilhassa devlet dairelerine mühendis bulunamaz oldu. Bunu çözmek için evvela Karayolları Yevmiyeli teknik personel kararnamesinin çıkmasını talep etti. Zaten onların kuruluş kanunları da buna müsaitti: O yönden onlar bu işe kolaylıkla geçebildiler. Tabii onlar 10195’i çıkarınca,  kurum içinde ve kurum dışındaki mühendislerin ücretleri aralarında neredeyse yüzde 100’ye yakın farklar çıktı, Kara yollarına büyük bir özel personel akışı başladı. Onun üzerine diğer daireler, Devlet Su İşleri, bizim Etibank vesaire özel teşebbüse geçti ve onun üzerine baktılar bu iş bu şekilde yürümeyecek, onlar da Yevmiyeli Teknik Personel Kararnamesini yalnız mühendisler için değil, tüm teknik eleman için çıkardılar. Böylece 1957’de bu iş Kararnameyle her tarafa yaygınlaştı. Ama biz mesela ondan daha evvel uygulamaya başlamıştık.

1968 veya 69’da olacak, Demirel Personel Kanununu ortaya attı. Uzun müzakereler yapıldı. Ben o zaman Etibank Genel Müdürüydüm, o sıfatla Başbakan Demirel’le uzun görüşmelerimiz oldu. Mühendislerin bu yeni Personel Kanununda zarara uğradığını, bize özel statü getirilmesi gerektiğini anlattık; yapamadı maalesef ve 1970’de çıkan Personel Kanununda mühendisler elde ettikleri o hakları kaybettiler. Bir taraftan büyük ihtiyaç var. Personel karşılayamayacak kadar az elektrik mühendisi, inşaat mühendisi, makine mühendisi vesaire var; bunları bilhassa istenen yerlere götürebilmek için. Bazı dairelerde oturuyor mühendis, iş yapmıyor, bazı dairede mühendis aranıyor; bu dengeyi kurabilmek için bu yola başvuruldu.

MUSTAFA ATMACA- Özel okul açılması konusunda neler düşünüyorsunuz?

MÜNİR TANYELOĞLU- Mühendislerin tam manasıyla karşılanması için, daha ziyade maalesef bu özel okullar açıldı. Bu özel okullardan kalitesiz insanlar çıktı, onlar mühendis adedini artırdılar, ondan sonra çoğaldı mühendis. Mühim olan o yanı. Ondan sonra kaldırıldı, şimdi tahmin ediyorum; yani bildiğim kadarıyla daha kaliteli eleman yetişebiliyor. Yalnız şimdi de tabii pek çok üniversitede bu mühendislik fakülteleri var; kiminin çok güzel, çok iyi, kiminin o kadar iyi değil. Teknik eğitim düzenli değil; çok iyileri var, kötüleri var.

MUSTAFA ATMACA- Yabancı mühendis çalıştırılması ile ilgili bir karşı çıkış oldu o konuyu hatırlıyor musunuz?

MÜNİR TANYELOĞLU- Hatırlamaz olur muyum, bunun içinde yaşadım. Hatta bir anımı da anlatacağım bu arada.

MÜNİR TANYELOĞLU- Gayet tabii bildiğiniz çok sayıda bazı projelerde, şartları dolayısıyla yabancı müşavir firmaları tutuyorduk mecburen. Bazı firmaları hep tuttuk, mühendis olarak onlarla beraber çalıştık; ama benim gayretim, bunların yerine bizim kendi elemanlarımızın çalışmasıydı. İşin başına geçtiğimde, 67-68’de Seydişehir’de işe başladık, Seydişehir tesislerine bizim mühendislerimizle girmeye başladık. Orada da aynı sorun karşımıza çıktı. O zamanki verilen yevmiyeli teknik personel kadrosuyla dahi oralara iyi eleman bulamıyorduk; çünkü o bölgeler mahrumiyet bölgesiydi. Baktım ki teknik eleman bulamıyoruz, ben bu işi ihale yoluna gittim, Türk firmaları arasında mühendislik, müşavirlik işini ihale ettim. Evvela tabii özel kadro istedik Maliyeden, reddettiler. 1967-68 yıllarında Keban’a için de böyle bir ihale yapıldı ama aranan nitelikte mühendis bulamadılar, orası için özel bir kanun çıktı. Ben de aynısını istedim, bize vermediler, vermeyince ben bu işi Türkiye’deki mühendislik firmalarına ihale etme yoluna gittim. Bizim mühendislik firmalarımız işlerimizi yürüttüler bizim adımıza.

MUSTAFA ATMACA- 2490 sayılı Yasa buna müsait miydi o zaman?

MÜNİR TANYELOĞLU- Efendim, müsaitti gayet tabii. Sebebi şu, Demirel, 3 ayda bir bizi toplardı, hesap sorardı. Maliye o arada bizi şikâyet etti , mühendislik firması tuttu ve onlara orada diğerlerine verilen ücretlerin üstünde para veriliyor” dedi, Demirel bana, “anlat bakalım, nereden çıktı?”  bu iş dedi, “bizim mühendise ihtiyacımız vardı, özel kadro istedik, alamıyoruz, Maliye bizi geri çevirdi. Ben o zaman ne yapabilirdim? İki şey yapabilirdim; birincisi yabancı firma tutardım ve kimsenin itirazı olmazdı” dedim, “eğer yabancı firma tutsak, kimsenin itirazı olmazdı. Yerli firma tuttuğum için kimse bana teşekkür etmiyor, itiraz ediyor” dedim, “anlaşıldı” dedi. İş o şekilde kaldı ve biz devam ettik ve bitirdik. Seydişehir, zor zamanda bitmiş bir tesistir.  4,5 senede bitmiştir. “Ben orada yabancı söyleyince hiç kimsenin sesi çıkmazdı” dedim. O şekilde başlattık bu işi bir daha da yabancı tutulmadı çok şükür.

MUSTAFA ATMACA-Bugün mühendislerin işsiz olmasını neye bağlıyorsunuz?

MÜNİR TANYELOĞLU- Tabii bugünkü durumda mühendislerin işsiz olması kaçınılmaz. Bugüne bakarsak, bunların hepsinin, söylediklerinizin hepsinin payı var; başta siyasilerin. Sadece seçilme uğruna, yapabilecekleri işten daha fazlasını başlatırlar. Benim en büyük mücadelelerimden biri budur.  Devlet Planlamadan kararname çıkartmak, işi geçirtmek çok kolay. Maalesef Planlama eski Planlama değil artık. Benim zamanımda mesela yapabileceğimiz kadarını planlatırdık. Elimizdeki yama belli, yırtık çok büyük; ama o an onunla ancak kapladığı yer yapabilirsiniz, ötesine girişirseniz yapamazsınız. O zaman işler daha da yayılır, daha pahalı olur, daha geç biter. Olacak şey değil ve böyle başladı, bu iş eldeki mevcut para imkânının ötesinde yatırımlara girişildi. 70’lerden sonra, siyasi iktidarlar değiştikçe daha fazla yaygınlaştı, işin arkası takip edilemez oldu, 1973’teki petrol krizini kimse hissedemedi. Ama Türkiye’de hâlâ ucuz fiyata benzin  satıldı. Türkiye’de, o petrolün ceremesi çok büyüktür. Arkasından Doğu’daki hadiseler buna eklenmiştir, Türkiye’nin olukla parası gitmiştir o PKK için.

MUSTAFA ATMACA- Bankaların batırılması ve soyulmasına ne diyorsunuz?

MÜNİR TANYELOĞLU- O hadise daha ziyade geçen senenin hadisesi, evveli değil. Ondan sonra özel bankalar kurulması kolaylaştırıldı, kolaylaştıktan sonra elde ettikleri mevduatları adamlar kendi menfaatlerine kullanmaya başlamışlar; yani bu iş demek ki 8-10 sene evvel başlamış. Ondan evvel zaten banka adedi fazla değildi, bunların çoğu yoktu; hortumlama, her şey o şekilde başladı.

MUSTAFA ATMACA- TMMOB’den beklenen işlev gerçekleşti mi? Hala TMMOB’yi izliyor musunuz?

MÜNİR TANYELOĞLU- Tabii, izliyorum; yani hem yayınları geliyor, hem televizyonlarda görüyorum. Odaların bizim zamanımızdaki asli görevi, dediğim gibi, evvela kendi statümüzü sağlamlaştırmak, Türk mühendis ve mimarlarının hukuki durumlarını sağlamlaştırmak, örgüt varlıklarını iyileştirmek, hep bunlara gayret sarf edildi ve bir de odalar daha ziyade teknik konularla ilgilendiler ve de devletin bu konudaki yaptığı yatırımları irdelemek görevini üstlendiler. Mesela bizim Elektrik Mühendisleri Odası elektrik yatırımları konusunda iki kere Türkiye’de Enerji kongresini tertip etti, çok büyük bir faaliyetti. Neyin ne olduğu, ne yapması gerektiği ortaya çıkıyor. Elbette bunda Enerji Bakanlığının da büyük rolü olmuştur; ama bilhassa Oda bunda büyük gayret sarf etmiştir. Ayrıca özel teknik konularda kongreler yapılmıştır, hâlâ da yapılagelmektedir. Yani bana göre odalar genelinde teknik alanlarda isteneni vermeye başlamıştır, fena değil durumları; ama daha yapılması gereken pek çok iş var o konuda da. Onun dışında üçüncü sektör olarak Türkiye’de olup bitenlerden, çıkan kanunlardan, uygulamalardan, işin yorumlanması, tenkit edilmesi, girişimlerde bulunması mevzularında ise zaman zaman iyi işleri de yapmışlardır; ama bunun yanında bazı yanlış işleri de olmuştur. Odaların bence en büyük yanlış tarafı, odaların içine siyasilerin girmesiydi. Toplum adına elbette bunları yapmak için, illa filan sektörden veyahut da filan görüşten olması şart değil; iyiyi ve doğruyu söylemesi lazım her zaman. Ben hiçbir zaman hiçbir siyasi partinin adamı olmadım; ama her zaman doğruyu söyledim, iyiyi söyledim. Mesele burada, doğru siyaset budur. Eğriye eğri diyeceksin, “arkadaş, yaptığın eğri” diyeceksin, öbürüne de “yaptığın çok iyi oldu, çok iyi oldu, aferin” diyeceksin, bu böyle gider. Aferin yok, ama her şey eğri. Niye? Çünkü o siyasi partilerin görüşünde değil, her şeyini tenkit eder; bu doğru değil, ben bunu tasvip etmiyorum.

MUSTAFA ATMACA- Mühendis ve mimarların geleceğini nasıl görüyorsunuz?

MÜNİR TANYELOĞLU- Bir defa gelişmesinin önünde büyük ufuklar var, çok büyük yol kat edilmesi lazım. Daha bizim Avrupa Birliğinde yer alabilmemiz, onların ayarına gelebilmemiz için çok büyük yol kat etmemiz lazım ve bunun için de elbette mühendise de, finansman sağlayacak kişilere de, herkese ihtiyacı var ve iyi kalitede insana ihtiyacı var. Bazı dallarda pekâlâ biz diğer yabancı ülkelerle yarışabiliriz; ama hepsinde değil maalesef. Çok mühendisimiz var, kalitesiz mühendisimiz de çok.  Araştırmacı, kaliteli mühendisimizin adedi kâfi değil. Türkiye’nin bir kere mutlaka diğer memleketlerin bulunduğu yere ulaşabilmesi için, araştırma yapılması lazım;

MUSTAFA ATMACA- Araştırma kurumları genelde üniversiteler sayılıyor

MÜNİR TANYELOĞLU- Hayır, tam tersine, üniversiteler yol gösterecek. Bunu sanayi yapar. Japonların bunu nasıl başardıkları ortada. Bir sanayi kuruluşunun yıllık gelirinin veyahut da yıllık girdi miktarının en az yüzde 2-3’ü araştırmaya harcanmakta zaten. Bu şekilde biz hiçbir yere varamayız. Bunun başlıca sebebi araştırmadan gelir. Ortaya çıkarılmış yeni eserler lazım, yeni buluşlar lazım, ayağımızın üzerinde durmamız lazım. Her sanayinin araştırması olması lazım. Bu arada üniversitelerle işbirliği yapacaksınız gayet tabii; ama esas işi yapacak olan sanayidir.

Türkiye Elektrik Kurumu pek iyi araştırma yapmıyor, halbuki ben bunun yapılmasını o çok istedim. Dışa bağımlılık var. Ben göreve ilk başladığımda, elektik yatırımlarının bütün parçaları dışarıdan geliyordu, bir basit enerji makinesinin cıvatasına varıncaya kadar dışarıdan ithal ediyorduk; o durumdaydık. Ama ben ceht ettim, arkadaşlarımızla beraber ceht ettik ve üniversite tezi yaptırdık. Yapılma yollarını araştırdık, kurduk, ettik ve bugün çok şükür trafoların parçalarının büyük çoğunluğu Türkiye’de yapılıyor. Hatta şimdi bunu geliştirmeleri lazım yeni buluşlarla.

Elektrik konusu kadar madenlerle ilgilendim, Etibank Genel Müdürü olmam dolayısıyla madenci bir tarafım da vardır. Çinkur Şirketinin kuruluşunda büyük rol aldım, … görev yaptım, Çukurova Elektrik ve Kepez’de görev yaptım, müşavirlikler yaptım; yani hizmetleri … orada. Emekliye ayrılışım 71, bunun 22 senesi özel sektörde veyahut da kendi şahsi işlerimde geçti, 8-10 senedir de tam emekliyim.  Çalışırken, öyle bir çalıştık ki, 15-20 sene ben tatil nedir bilmedim hiç. Günlerce biz mesai nedir bilmezdik. Sarıyer Barajının mesela ihale işleri vardı, … rahmetli Genel Müdürümüz -inşaat mühendisiydi- kapıda bir ranza var ve 6 ayda o barajın tüm malzemesini, inşaat işlerini ihale ettik. Bu mümkün mü bugün? Mümkün değil. 4 senede bitti o baraj. Sarıyer Barajı. Bugün yok, öyle bir şey olmaz. Ama biz … çalıştık. Saat 09.00’da geliyoruz; çalış, çalış, çalış, sabah 2’ye, 3’e kadar. Bir taksi bizi eve bırakırdı.

MUSTAFA ATMACA– Bizim sorularımız bu kadar. Sizin özel olarak kayda geçmesini istediğiniz konular var mı?

MÜNİR TANYELOĞLU- Şu anda aklıma bir şey gelmiyor, sonra bakayım, varsa ilave ederim.

 

MUSTAFA ATMACA- Çok teşekkür ediyoruz

 

MÜNİR TANYELOĞLU- Rica ederim, ben de teşekkür ediyorum.

—–&—–

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir